Alabanda Antik Şehri
Çine'de kurulan "ALABANDA KÜLTÜR VARLIKLARINI KORUMA VE DEGERLENDIRME DERNEGI" ve "ALAB...Devamı
Türkiye'deki ilk CTC ce CTIE sertifikaları
Türkiye'nin ilk "CTC" (Certified Travel Counselor ) ve CTIE ( Certified Travel Industry Executive) Travel...Devamı
Yurtdışında yapılan ilk organizasyonlar
"Yurt dışında uluslararası kongre düzenleyen ilk Türk firması"Devamı
Yurtdışındaki Organizasyonlarımız
Yurtdışında yaptığımız başlıca organizasyonlar
Devamı
HITAOMS 2010 Kongresi, İstanbul
Kongre Sektreteryası: Alabanda MeetingsDevamı
Chicago Group & Friends Meeting 2010, Kapadokya
Organizasyon Alabanda Meetings
Devamı
Haberler
Alabanda Antik Şehri
![]() |
Efsaneye göre I.Ö. 4000 yıllarında, zamanın flüt ustası olan çoban Marsyas, Tanrıça Athena'nın çalarken yüzü çirkinleşiyor diye lanetleyip attığı flütü bulur ve sesine hayran kalır. Marsyas öyle güzel flüt çalmaktadir ki, onun flüt çalışını duyanlar bu sihirli, o güne kadar duyulmamış değişik sese mest olurlar. |
Övgüler Marsyas'in kulağına kadar gelmiş, o da bu övgülerle böbürlendikçe böbürlenmiş. Halkın söylediklerinden de kuvvet alarak boyundan büyük laflar etmeye başlamış.
-Apollon Tanrı'nın liri bile benim flütüm kadar güzel ses çıkaramaz.
Sonunda beklenen olmuş ve bu sözler Apollon'un kulağına gitmiş. Aramış, bulmuş Marsyas'ı, amacı haddini bildirmekmiş.
- Her yerde flütünün sesiyle böbürleniyormuşsun. Kanıtla bunu, yarışalım seninle! der. Ancak ölümsüz Tanrı'nın bir şartı vardır.
"Yarışmayı kazanan, kaybedene istediğini yaptıracaktır."
Tanrı Apollon'un isteği üzerine bir yarışma düzenlenir. Yarışmada birbirinden güzel sesler çıkaran iki müzik üstadını hakem Kral Midas berabere ilan edince Apollon çok sinirlenir ve Midas'in kulaklarını uzatır. Ayrica Apollon tanrısal zekasını kullanarak Marsyas'a, 2 turda enstrümanları tersten çalmayı önerir. Bos bulunup bu öneriyi kabul eden Marsyas, flütü tersinden çalmayı dener. Flütün hiçbir ses çıkarmadığını farkettiğinde aldatıldığını anlar ve yarışmayı kaybettiği için Apollon tarafindan derisi yüzülerek öldürülür.
Flüt ustası Marsyas'in ölümüne üzülen "Sanatın Dokuz Perisi" öylesine ağlar ki, gözyaşları dağların arasından akıp giden Marsyas ırmağını oluşturur.
Bugünkü adı Çine çayı olan Marsyas ırmağı'nın yanı başında kurulan antik ALABANDA Kenti'nin kazı çalışmaları ALABANDA TURIZM önderliğinde başlıyor.
ALABANDA Kenti'nin Karialılar tarafindan kurulduğu kabul edilmektedir.
"Karialılar tarihten önceki dönemlerde Ön Asya'ya gelip yerleşmişlerdir. I.Ö. 4000 yıllarında Ege Denizi adalarına geçerek Mynos Uygarlığı'nın öncüsü olmuşlardır. I.Ö.3000 yıllarında yeni bir göç dalgasıyla Aydın-Muğla bölgesine yerleştiler. Bölgeye yerleşen ve Mylasa kentini merkez yapan Karialılar, Çine'nin Araphisar Köyü'ndeki ALABANDA Kentini yenilediler."
ALABANDA adı ALA ve BANDA adlarının birleşmesinden türemiştir. ALA at, BANDA zafer demektir. Yani ALABANDA, "Zafer Atı" anlamına geliyor.
Amphiktyon Meclisi buyrultusunda kente gelen Antiokheia elçisi, kentin dokunulmazlığı konusundaki isteğini meclise iletmiş. Bu başvuru üzerine meclis, ALABANDA'nın Tanrı Zeus ve Apollon'a adanmış dokunulmaz kutsal topraklar olarak duyurulmasına karar vermiş.
Meclisin bu kararı ile kent tanrılarından Apollon'un adı Apollon Isotimos olarak degiştirilmiş. Isotimos, "saygınlıkta eşit" anlamındadır. Kent tanrılarından Zeus'un adı da Zeus Khpysaoreus olarak anılmaktadır. ALABANDA'da halk bolluk, zenginlik, eğlence içinde yaşamıştır.
ALABANDA sanat yönünden yörenin kentleri arasinda ayrıcalığı, üstünlüğü olan bir kent.
Kent'de madeni para basımı, kentin adının Khrysaor Antiokheia olmadan kısa bir süre önce, I.Ö. 3 yy'nin başlarında başlamıştır.
Basılan paraların üzerinde genellikle uçan at Pegasus figürü bulunmaktadır. ALABANDA 'nın bölgede belli bir dönem altın para basma yetkisine sahip tek kent olduğunu biliyoruz.
Kentin güney bölümünde bulunan yamaçlardan yüksek ısıda eritilerek cam yapımında kullanılan mor renkli koyu bir mermer türü elde ediliyordu. Diğer yandan kentte gül üretiliyor, kristal elde ediliyordu.
Yarıdan fazlası görünmeyen bir tiyatro, yıkık dökük bir meclis evi, hiç görünmeyen iki tapınağı, ortalıkta bulunmayan bir agorası ile %90'ı yeraltında olan bu kent için tarihçiler "en az EFES kadar önemli bir antik kent" demektedirler.
ALABANDA Meclis Evi binası dikdörtgen bir binadır. Güney ve kuzey duvarları büyük ölçüde, doğu ve batı duvarlarıda kısmen ayaktadır.

